
Türkiye’de profesyonel, etkili ve tutarlı sosyal uyum önlemlerine duyulan ihtiyaç hâlen yüksektir. Ev sahibi topluluk ile geçici koruma altındaki Suriyeliler arasında yoğunlaşan sosyal gerilimlerden dolayı sosyal uyum faaliyetlerine yönelik giderek artan bir ihtiyaç ve talep olduğu gözlemlenmektedir. Türkiye’de faaliyet gösteren birçok yerel ve uluslararası kuruluş, geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyo-ekonomik refah seviyesini iyileştirmek, bilgi ve uzmanlık edinmelerini sağlamak ve sosyal uyum alanında personel yetiştirmek için faaliyetler göstermektedir. Ancak yerel STK’ları, Yerel ve Suriyeli STK’lar, uluslararası STK’lar, ticaret ve sanayi odaları ve belediyeler gibi birçok aktif kuruluşun; geçici koruma altındaki Suriyeliler ve yerel toplulukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi amacıyla gerçekleştirdikleri faaliyetler ve benzeri sosyo-ekonomik uygulamaları, hedeflenen sosyal uyum amacına tam anlamıyla ulaşamamaktadır. Bu nedenle, bu kuruluşların sosyal uyum konusundaki uzmanlıklarını geliştirmeleri için atılabilecek adımlara yönelik de yüksek bir talep bulunmaktadır.
PEP projesi, geçici koruma altındaki Suriyelilerin ve çok sayıda Suriyeliye ev sahipliği yapan il ve belediyelerdeki yerel topluluk üyelerinin istihdam edilebilirliklerini güçlendirdi. Proje, hedef grupların ve ailelerinin -özellikle dezavantajlı hanelerin-, kısa ve orta vadede gelir elde etmelerini sağlarken, aynı zamanda yerel topluluklarda da istikrarı sağladı. Geçici koruma altındaki Suriyeliler ile ev sahibi topluluğun barış ve hoşgörü içinde bir arada yaşamalarını teşvik etti.
Proje, hedef grupların becerilerini geliştirmesinin ve insana yakışır işlere erişimini kolaylaştırmasının yanı sıra, ayrıca özel sektördeki arzın da artmasını sağladı. Bu hedeflere ulaşmak için LEAP, PEP projesinin uygulama ortaklarının proje personeli için ek eğitim faaliyetleri ve kendi özel projelerinin katılımcıları (Ev sahibi topluluk ve geçici koruma altındaki Suriyeliler) için farklı sosyal uyum faaliyetleri sundu.

Mülteci ve yerel topluluk üyeleri arasında sosyal uyumu teşvik etmek/yaygınlaştırmak ve sosyal içermeyi korumak, “Katılım ve Dahil Etmenin Önündeki Köprüler ve Engeller”i ele alan kapsamlı ve cinsiyet dengeli bir yaklaşım benimsemeyi gerektirir. Projenin bu kapsamlı yapısının ele aldığı “köprüler ve engeller”: gerilimin başlıca itici güçleri, yapısal kırılganlık, farklı alanlardaki güç dinamikleri (sosyal, ekonomik ve kültürel) ve bunların (i) Mikrosistem Düzeyinde (örneğin, aileler, arkadaşlar); (ii) Kuruluş Düzeyinde (ör. okullar, işyerleri); (iii) Yerellik Düzeyinde (örneğin, mahalleler, kasabalar, ulaşılması zor kırsal alanlar); ve (iv) Makrosistem Düzeyindeki (ör. kültürler, hükümetler, sosyal ortamlar, inanç sistemleri) göstergeleri.
Türkiye’de Ocak 2020 ile Haziran 2020 arasında uygulanan 6 aylık pilot proje, Gesellschaft für Internatonale Zusammenarbeit (GIZ) GmbH ile hayata geçirilmiş ve Bundesministerium für Internationale Zusamenarbeit und Entwicklung (BMZ) tarafından finanse edilmiştir.